Barcelona, La Liga'nın ikinci perdesine Camp Nou'da ilk puan kaybını yaşayarak başladı.Barcelona 1 - 1 Villarreal
7' Pedro - 50' Fuster

Luca Toni, sezon sonuna kadar Roma'ya kiralandı.
Andreas Ottl, sezon sonuna kadar Nürnberg'e kiralandı.
Breno Borges, Andreas Ottl ile birlikte Nürnberg'te forma şansı bulabilecek.
Başlığı koyarken amiyane tabirle artık birilerini kaybetmeden, bu tip konularda erken teşhisin ne derece önemli olduğuna dikkat çekmek istedim. Resimde Sergio Agüero ile lambada yaparken gördüğümüz futbolcu, Sergio Sanchez Ortega. Katalan futbolcuyu tanımayanlar için, genç bir defans adamı, Espanyol altyapısında yetiştikten sonra 2007'de Real Madrid Castilla'ya kiralandı. Oradan üstüne daha çok eklemiş biri olarak döner dönmez bu kez Racing Santander'e kiralandı. Daha sonra Espanyol'a geri döndü ve bir sezonunu evinde geçirdi. Bundan sonrası ise pek hayırlı değil açıkçası. Sevilla, Sergio Sanchez'i transfer etti. Yeni takımında 6 maça çıktı fakat Sergio'yu bekleyen yeni bir gelişme vardı, o da kalp hastası olduğu. Bu teşhisin erken konması kendisi için sevindirici olmalı bir yandan üzülürken. Şu sıralar Barcelona'ya dönmüş ve ailesiyle birlikte kalıyormuş. En yakın zamanda Barcelona'dan ayrılıp yeni tıbbi çözümler aramak istiyormuş Sergio Sanchez. Aman kendini zorlama yeni bir kalp vakası daha yaşamasın tüm dünya. Sıcak yerlerde eşine daha önce de rastladığımız bu sorun daha sürecekmiş gibi geliyor. Yaz aylarında Türkiye'de de alt liglerden ölüm haberlerini almıştık. İspanya'da bu sebepten son zamanlarda ölenlere bakacak olursak;
Daniel Jarque, Ağustos 2009'da hayatını kaybetti. 26 yaşındaydı ve Espanyol takımının kaptanıydı.
Antonio Puerta, Sevilla'da yetişmişti ve sürekli kendini geliştiriyordu. Ağustos 2007'de maç sırasında birden yere yığıldı ve hayatını kaybetti. 22 yaşındaydı.
VVV Venlo'nun Eredivisie'ye çıkmasında büyük rol oynayan ve adeta burada parlayan Keisuke Honda'nın bir süredir konuşulan CSKA Moskova'ya transferi yeni yılın ilk transferi oldu. Honda CSKA ile 4 yıllık sözleşme imzaladı ve Venlo kulübüne 9 milyon € ödenecek.
Örneğin; Krasic takımın diğer elemanlarına göre daha iyi oynayıp hemen hemen her maçında yüksek performans sergiliyor olsa da, o da insandı ve yoruluyordu. Honda'nın takıma katılmasıyla, ileri uç için araya akıllı toplar kesecek ve kanatları koşturacak bir adam daha var artık.
Hata var mı yok mu düşünceleri bir yana, olayın ilginç olduğu bir gerçek... Nedir bu ilginç olan? İran Futbol Federasyonu'nun dış ilişkiler sorumlusu Muhammed Erdebili 2009'un son gününde İsrail Futbol Federasyonu'na yeni yıl dileklerini yazdığı bir e-mail gönderiyor. Daha sonra İsrail'den askeri bir radyoya katılmasını istiyorlar nedir ne değildir kendisinden öğrenmek için, "yok olur mu nasıl konuşurum İsrail radyosuna" gibi bir yanıt alıyorlar kendisinden ancak şunu da ekliyor; "tüm dünyaya yolladık bu yeni yıl mesajını". Arkasından İsrailli yetkililer de şaşkın şaşkın bu e-mail'i aynı dileklerle cevaplıyorlar. Tüm dünyaya yollanan bir mesaj da olsa, bu kadar politize olmuş iki ülkenin, özellikle İran'ın, İsrail'i süzgeçten geçirmeyip belki tek cümlelik bir iyi yıllar mesajı göndermiş bile olması beni bir yandan şaşırtırken, siyasi meselelerin futboldan uzak tutulmuş olması sevindirdi.
Şaşırılması gereken Gary Megson'ın kovulmasından çok İngiltere'de şu iki haftada teknik direktörler konusunda bir ton gelişme yaşanması. Bolton Wanderers Salı günü evinde Hull City'yi de yenemeyip 2-2 ile berabere kalınca (Stephen Hunt'ın bu skorda rolü büyük), hem yönetim hem de taraftarlar seslerini yükseltti artık birşey yapılması lazım diye. Akabinde Gary Megson'ın görevine son verildiği haberi kendisine ulaştırılmış. Şöyle bir durum var ki bu takım, 2004/2005 , 2005/2006 , 2006/2007 sezonlarında iyi bir performans gösterip sırasıyla 6. , 8. ve 7. bitirmişti ligi. Hani takımın hedefinin Uefa'ya katılmak olduğunu varsaydığımızda, hedefe ulaşan bir takım olarak görülüyorlardı. Ne var ki, şu son üç sezonda hızlı bir düşüş var Bolton'da. 2007/2008'de 16. , 2008/2009 13. ve 2009/2010 sezonunda şu an itibariyle oynadıkları 18 maç sonrası 18 puan ile 18. sıradalar.
Takımın üzerinde sanki 18 rakamının laneti var. Gerçi 18 kişilik kadrosuna baktığımızda da Premier League için pek iç açıcı şeyler söylenebilecek durumda değiller. Öyle ya da böyle takım birkaç sezonda Avrupa kupalarına katılma hedefinden, ligde kalabilme hedefine doğru gerilemiş durumda. Megson'ın kovulmasından sonra yeni teknik direktör belirlenene kadar takımı asistan Chris Evans elden geçirip sahaya sürmeye çalışacak. Gary Megson Bolton'a 2007'de gelmişti ve elle tutulur gözle görülür herhangi birşey vermedi takıma. Tatili haketti ve gönderildi.
Inter'in başına geçtiği günden beri hemen hemen her hafta hakkında yazılıp çiziliyor. Bir türlü uyum sağlayabilmiş de değil zaten İtalya'ya. Son bombayı da dün patlattı Mourinho. Chelsea'nin Fulham'ı 2-1 mağlup ettiği maçı izlemeye giden Jose, maç sonrası "Ben duygularını saklayan insanlardan değilim, geri dönmek istiyorum." diye bir açıklama yapıyor.
Başka biri dese sırf spekülasyon uğruna adamın üzerine gidiyorlar! diye düşünürdüm fakat kişi Mourinho olunca yalana dair herhangi bir süphem dahi yok.
Championship League'de çok ilginç bir maç oynandı. Bu aralar bu tip bol gollü beraberlikleri çok sık görür olduk fakat bu biraz daha farklı. Peterborough deplasmanına çıkan Cardiff City devreyi 0-4 önde kapatıyor. Daha sonra Peterborough takımına nasıl bir ilham geliyorsa artık üst üste golleri buluyorlar ve maç 4-4 sonuçlanıyor. Devre arasında stadı terkedenler bile olmuştur belki fakat 0-4'dan geri gelmek hayli zor olmalı. Bilmeyenler için hatırlatmakta yarar var, Cardiff bu ligin gediklisi oldu artık ve hemen hemen her sezon playoff potasına oynamaktalar. Şu an 37 puan ile 4. sıradalar. Peterborough ise 1. Lig'den bu sezon yükseldi Championship'e ve işler pek iyi gitmiyor onlar açısından, 14 puan ile son sıradalar. Geçen yıl 1. Lig'de mücadele eden bu takımı az çok takip ediyordum. Bir galibiyet serisi tutturmuşlardı ki gerisi geldi ve gayet başarılı bir sezon geçirip buraya geldiler. Bu sene belki de soğuk duş etkisi yapacak maç bu maçtı, belli olmaz.
Chelsea ile Barcelona 2008 - 2009 sezonunda Şampiyonlar Ligi yarı finalinde eşleşmişlerdi. Yarı finalin ikinci ayağı Londra'da oynanacaktı ve hakem Norveçli Tom Henning Ovrebo idi.
Yazıya konu olan bu hakem öyle bir maç yönetmişti ki tüm dünya artık ona "kör hakem" lakabını takmıştı. Maçtan birkaç gün sonra ise bolca hata yaptığını kabul ettiğine dair açıklamalarda bulunmuştu Ovrebo. Sempati duyduğum takımın lehine kararlar vermesini istemeyecek duruma gelmiştim seyrederken, o dereceydi hani.
Uefa'nın bu güzide hakemi özel hayatında da ilginç bir karar almış bugünlerde. Radikal kararı ise papaz olmak. Artık nedendir bilinmez fakat hakemliği boyunca yaptığı hatalar ona bu dini yolda ışık tutmuş olabilir. Eee ne diyelim, Allah hidayete erdirsin.
- Milano güzergahı su yolu oldu. Geçen sezon Milan'daki serüveninde 18 maçta oynamış, 2 gol ve 5 asist yapmıştı. Bu kez hedefi biraz daha büyük aslında. Hedef, dünya kupasında takımdakini yerini almak. Capello'nun "şayet fit bir Beckham olacaksa takımdaki yerini alabilir" tarzı açıklamaları, hedefin çok da uzak olmadığını gösteriyor. Hazır Milan da toparlanmışken, Beckham'ın muz ortalarını, frikiklerini ve fizana kadar yaptığı ters topları izlemek zevkli olacak.